Ağustos 29th, 2008

A=ía,b,cý s(A)=3

.a .b
.c

Alfabenin ilk 3 harfi

Boş Küme: Hiç elemanı olmayan kümeye boş küme denir.

Æ veya íý şeklinde gösterilir.

SÌNÌZÌQ QÈI=R

Sonlu Küme: Elemanları sayılabilen kümelerdir.
Sonsuz Küme: Elemanları sayılamayan kümelerdir.
Alt Küme:Bir A kümesinin her bir elemanı bir B kümesinin de elemanı ise A, B’ nin alt kümesidir.

A Ì B B kapsar A

¯ A, B’ nin alt kümesidir.
Kapsar
Alt Küme Sayısı: n elemanlı bir kümenin alt kümelerinin sayısı 2n’ dir.
Özalt Küme: Bir A kümesinin alt kümelerinden kendisinin çıkarılmasıyla oluşan kümelere denir.

nelemanlı bir kümenin özalt kümelerinin sayısı 2n –1’ dir. Read the rest of this entry »

 
Ağustos 29th, 2008

PERMÜTASYON
Tanım : r ve n pozitif doğal sayılar ve r < n olmak üzere , n elemanlı bir A kümesinin r elemanlı sıralı r’ lilerine A kümesinin r’ li permütasyonları denir.
n elemanlı A kümesinin r’ li permütasyonlarının sayısı P (n,r) = n! / (n-r)! formülü ile bulunur.
Örnek: Farklı renkte 7 mendilin 3’ ü, bir öğrenciye 1 mendil verilmek şartıyla 3 öğrenciye kaç farklı şekilde verilebilir?
Çözüm : A kümesi mendiller kümesi olur. Eleman sayısı 7 ‘ dir. n = 7 , üç mendil dağıtılacak. r = 3 olur. Bu mendiller ;
P( 7, 3) = 7! / ( 7 - 3 )! = 7.6.5.4! / 4! = 7.6.5 = 210 farklı şekilde dağıtılabilir.
Uyarı :
n elemanlı bir kümenin n’li permütasyonlarının sayısı,
Yani P(n,n) = n.(n-1)……1 = n!’ dir.
ii. n elemanlı bir kümenin 1’ li permütasyonlarının sayısı, P (n,1) = n’dir.
iii. Permütasyonla çözülebilen problemlerin çarpmanın kuralıyla da çözülebileceğine ; ancak, çarpma kuralıyla çözülebilen her problemin permütasyonla çözülemiyeceğine dikkat ediniz.
Örnek: 5 Bay ve 3 bayan yan yana sıralanacaktır.
Bu 8 kişi yan yana kaç farklı şekilde sıralanabilir?
Bu 8 kişi bayanlar yan yana gelmek şartıyla kaç farklı şekilde sıralanabilir?
Bu 8 kişi bayanlar yan yana gelmemek şartıyla kaç farklı şekilde sıralanabilir?
Çözüm :
8 Kişi yan yana 8! farklı şekilde sıralanır. Read the rest of this entry »

 
Ağustos 29th, 2008

LİF USTA
GİRİŞ:Çağımız; eğitim sürecinde çocuklarını dengeli, araştırmacı, yeteneklerinin farkında olan ve bu yeteneklerini bilgiye çeviren kişiler olarak topluma hazırlamış ulusların hakim olduğu bir çağ. Ancak ulus olarak eğitim sistemimizde hala birçok eksikler, yanlışlar ve sorunlar bulunuyor. Peki, bu eksikler nasıl tamamlanmalı ve eğitim sistemimiz nasıl olmalı? Çocuklarımıza, ebeveynler ve eğitimciler olarak, harcadığımız zaman, emek ve maddi değerlere denk düşecek bir karşılığı nasıl alabiliriz? En önemlisi de onları kendine güvenen, kendini ve ülkesini sürekli ileri götüren bireyler olarak yetiştirebilmek için neler yapmalıyız?
Geleneğin zenginliğini kuşaktan kuşağa aktarmakta en önemli araç öteden beri okul olmuştur. Bu gerçek, çağımızda eskisinden daha da belirlidir. Çünkü ekonomi alanının gelişmesiyle, gelenek ve eğitimden sorumlu olan aile bir hayli zayıflamıştır. Bu yüzden de insan topluluğunun devamı ve sağlığı eskisinden daha çok okula bağlı kalmaktadır.
Kimilerine göre okul, yetişen kuşağa mümkün olduğu kadar fazla bilgi vermektir. Bunu doğru bulmuyorum. Bilgi cansız bir şeydir, oysa okul canlı varlıkların hizmetindedir. Gençlerde toplumun refahını sağlayacak değerleri ve yetkileri geliştirmelidir. . Çünkü kişisel benliği ve kişisel amacı olmayan toplum, gelişme gücü olmayan fakir bir toplum kalır. Tam tersine, bağımsız olarak işleyen ve düşünen bireyler yetiştirmeğe bakmalı, ama bu bireyler hayatlarının en yüce sorunu olarak topluma hizmeti görmelidirler. Peki bu ülküye ulaşmak için ne yapmalı? Kişilikleri yapan, duyular, söylenen şeyler değil, çalışma ve iş görmedir. Bunun için eğitim yollarının en önemlisi, her zaman öğrenciyi gerçek bir işe süreni olmuştur. Bu iş eğitimi yazı öğrenen ilkokul çocuğuna olduğu kadar, doktora adayının tezine de uygulanabilir; hatta bir şiirin ezberlenmesine, bir yazı ödevine, bir metnin yorumlanıp çevrilmesine, bir matematik probleminin çözülmesine, ya da spor alıştırmalarına.
Ciddi öğrenme problemleri

Öğrenmek; bilgi, yetenek ve yaklaşımların değişimidir. Öğretmek ise; değişim sürecini motivasyonu sağlayarak ve farklı öğrenme olanakları sunarak koordine etmektir. Eğitim sistemimizdeki en büyük yanlış, öğrencilerin belli derslerde, belli konularda yoğunlaştırılıp, hepsinden aynı başarının beklenmesidir. Her öğrenci farklı yeteneklere sahiptir ve hepsinin aynı alanda başarılı olması beklenemez. Sonuçta o konuda yeteneği olanlar başarırken diğerleri başarısız olur, öğrenme işleminden tamamen soğur.
Öğrenme yetenekleri başlıca dört ana grupta toplanır. Sezgilerle öğrenme; özel deneyimlerle ve kişilerle özdeşleşerek, insanlara duyarlı olarak öğrenmedir. İzleyerek öğrenme; olayları dikkatle gözleyerek, onlardan anlamlar çıkararak öğrenmedir. Mantığa uygulayarak öğrenme; fikirlerin mantıksal analizlerini çıkarıp, fikirlere bilgisel yaklaşımlarda bulunarak öğrenmedir. Uygulayarak öğrenme ise, işi eyleme dökerek, yapılan analizlerden çıkan sonuçları uygulayarak öğrenmedir. Bu yetenekler toplumda yüzde yirmi beşerlik paylarla eşit dağılım oranlarına sahiptir. Eğer biz okullarda bu dört ana öğrenme yeteneğine uygun ders programları hazırlayabilirsek, aile içinde de bu ana yetenekleri geliştirebilirsek öğretmenlerin ve öğrencilerin başarısı çok artacak ve öğretim zevkli olacaktır.

Oyun çocuğu özgürleştirir ve ruh sağlığını dengeler Read the rest of this entry »

 
Ağustos 29th, 2008

Ön bilgi:
İlk kez Birleşmiş Milletler’n 1959’da yayımladığı Uluslar arası Çocuk Hakları Bildirgesi ile uluslar arası düzeyde gündeme gelen çocuk hakları, 1979’un Dünya Çocuk Yılı ilan edilmesiyle hemen her ülkede sıcak bir tartışma konusu yarattı. Dünyamızda hala milyonlarca çocuk eğitim olanaklarından yararlanamıyor, ağır çalışma koşullarında sömürülüyor, aile içinde hırpalanıyor, çeşitli hastalıklardan küçük yaşta yaşamını yitiriyor ya da savaşlarda ölüyor. Birleşmiş Milletler’in 20 Kasım 1989’da oybirliğiyle kabul ettiği Uluslararası Çocuk Hakları Anlaşması 18 yaşından küçük herkesin sahip olduğu hakları ve devletlerin çocuklara karşı yerine getirmesi gereken görevleri saptadı. Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için en az 20 devletin imzası gerekiyor. 20 imzanın tamamlanmasından sonra uluslar arası hukukun temel ilkeleri arasına girecek olan bu anlaşmadan her çocuk yararlanabilecek.

Türkiye’de Çocuk Hakları
Türkiye’de ilk kez 1990’da uygulamaya giren Uluslar arası Çocuk Hakları Bildirgesini ülkemizde görmek biraz zor.Hala sokaklarda; çöplerden kağıt toplayan çocukları, sokaklarda uyuyanları görmek mümkün. 21. yüzyılda olmamıza rağmen hala ülkemiz İnsan Hakları Anlaşmasını gerçek olarak yürürlüğe sokamadı. Bu ilerledikçe ülkemizin okuma yazma oranı gittikçe düşüyor. UNICEF gibi ünlü kuruluşlar bu oranı ve sokaklarda dolaşan tinerci çocukların sayısını azaltmak için çalışıyor fakat çok fazla yeterli olamıyor.
BAZI HABERLER

*26/04/1998 ANKARA - Çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla düzenlenen “Küresel Yürüyüş”ün Türkiye bölümü, yarın Ağrı-Doğubeyazıt-İran kapısında başlayacak.

Çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi için bütün dünyanın desteğini almak, çocuklara bedava eğitim hakkı sağlamak, çocukların ekonomik olarak sömürülmesine son vermek ve onların fiziksel, ruhsal, moral gelişimine zarar verecek işlerde çalıştırılmasını önlemek amacıyla Hindistan’dan başlatılan “Küresel Yürüyüş”, Cenevre’de son bulacak. Read the rest of this entry »

 

Performans Değerlendirmeye Çok Katmanlı Bir Sistem Yaklaşımı
Son yıllarda, yeniden örgütlenme, yeniden yapılanma, küçülme, birleşme ve diğer değişim stratejileri dünyanın her yanındaki şirketlerde etkilerini hissettirdiler. Bu dalga, günümüzde büyüyerek devam ediyor. Örgütlerin bu değişime adapte olabilmeleri için çalışanların dinamik iş çevrelerinde hızlı hareket etmeleri gerekmekte. Başarılı performans değerlendirme sistemleri, çalışanların verimini bu bağlamda olumlu yönde etkileyebilir.
Performans değerlendirme sistemlerinin kullanılmasının sebebi, şirket için çok önemli amaçlara hizmet edebilme kapasiteleridir. Bu amaçlardan biri, çalışanların davranışlarının şirketin ulaşmak istediği hedeflerle ilişkilendirilebilmesidir. Fakat bu amaçlara ulaşılabilmesi, performans değerlendirme sistemlerinin uygulanma yöntemlerine ve şirket personelinin ihtiyaçlarının karşılanabilmesine bağlıdır. Bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için de performans değerlendirme sistemlerinin çok amaçlı ve çok katmanlı olarak tasarlanmaları gerekir.
İlk katmanın temelinde, “Hedeflere Göre Yönetim” yaklaşımı bulunmaktadır. Bu kavramı ortaya atan Peter Drucker, bu yaklaşımın uzun yıllar başarılı bir performans değerlendirme yaklaşımı olacağını öngörmüştü. Hedeflere Göre Yönetim dünyada birçok şirket tarafından kullanılan bir yaklaşımdır.
Yaklaşımın temelinde, önceden konulmuş örgütsel hedeflere ulaşılmasına bağlı olarak çalışanların performanslarının kalitesinin belirlenmesi bulunmaktadır. Ortaklaşa kabul edilmiş kişilere yönelik beklentilerin temel alınması ve kişilerin yaptıkları işlere göre ödüllendirilmesi felsefesi, Hedeflere Göre Yönetim yaklaşımının başarısının altında yatan temel nedenlerdir. Hedeflere Göre Yönetim, bireylerin ve örgütün hedeflerinin çakışmasına ve yöneticilerin şirketin hedefleriyle ilgisi olmayan işlerde kaybolmasının engellenmesine yardımcı olabilir.
Hedeflere Göre Yönetim süreci, bir yıl boyunca birbirini takip eden bir dizi aktiviteden oluşur. Süreç boyunca, iş tanımları yapılır, beklenen sonuçlar belirlenir ve bunlara bağlı olarak genel bir bireysel performans değerlendirme şeması oluşturulur. Süreç, yılın ilk çeyreğinde, yönetici ve çalışanın yıl boyunca yakalanacak satış hacmi, yeni iş boyutlarının geliştirilmesi, projelerin tamamlanması gibi belirli hedefler üzerinde anlaşmalarıyla başlar. Sürecin sonunda kolayca ölçüm ve değerlendirme yapılabilmesi için hedeflerin olabildiğince objektif bir biçimde tanımlanması gerekmektedir.
Hedeflere Göre Yönetim, örgütsel hedeflerin belli bir süre içerisinde örgütün tüm bireylerine yayılacağı varsayımı üzerine kurulmuştur. Her ne kadar ideal olan bu olsa da, iş boyutlarının tamamının çalışanlar tarafından üretime yansıtılması beklenemez. Bunun yanında, değişimin bu kadar hızlı ve ani olduğu iş dünyasında örgütsel hedefler de hızlı bir şekilde değişebilmektedir. Bu sebeplerden, Hedeflere Göre Yönetim’in tek başına bir performans değerlendirme sistemi olarak kullanılmasından ziyade bireysel performanslar açısından daha net bir sonuç sunabilmesi için diğer performans değerlendirme yaklaşımlarıyla desteklenmesi daha sağlıklı olacaktır.
İkinci katmanda, çalışanın davranışları üzerine odaklanan davranışsal temelli bir performans değerlendirme sistemi bulunur. Değerlendiriciler, çalışanın belli davranışları gösterip göstermediğini gözlemlemekle yükümlüdür. Bu sistemin, Hedeflere Göre Yönetim sistemini destekleyecek sistemlerden biri olduğu söylenebilir. Read the rest of this entry »

 
Ağustos 29th, 2008

A.KASA VE BANKALAR

1.KASA

a.Değerleme
Bu hesap işletmenin elinde bulunan ulusal ve yabancı paraların TL. karşılığının izlenmesi için kullanılır.
Tahsil olan para tutarı hesaba borç, ödemelerde alacak kaydedilir. Hesabın borç kalanı, işletmenin elindeki para miktarını gösterir. Hesap daima borç kalanını verir veya kalan vermez. Kasa hesabı hiçbir zaman alacak kalanı vermez.

b.Envanter İşlemleri
-Şirket sermaye olarak 476.000.000TL. koyuyor. 150.000.000TL. bankaya yatırılıyor. 90.000.000TL. alacak senedi tahsil ediliyor. 200.000.000TL %18 KDV’ li mal peşin alınıyor.

100-KASA HES. 476.000.000
500-SERMAYE 450.000.000

102-BANKALAR HES. 150.000.000
100-KASA HES. 150.000.000

100-KASA HES. 90.000.000
121-ALC. SNT. 90.000.000

153-TİC. MAL. 200.000.000
191-İND. KDV 36.000.000
100-KASA HES. 236.000.000

2.BANKALAR

a.Değerleme
Yurt içi ve yurt dışı banka ve benzeri finans kurumlarına yatırılan ve çekilen paraların izlendiği hesaptır.
Bankaya yatırılan ve mevduatı arttıran paralar hesaba borç, çekilen tutarlar ve mevduatı azaltan paralar hesaba alaca kaydedilir. Hesabın borç kalanı bankadaki para miktarını gösterir.

b.Envanter işlemleri ve Kayıtları
-İşletme %18 KDV’ li 300.000.000 TL. mal satıyor. Bedeli bankadaki hesaba yatırılıyor. İşletme %18 KDV’ li 100.000.000 TL. mal alıyor. Bedelini Bankadaki hesaptan ödüyor. Read the rest of this entry »

 
Ağustos 29th, 2008

A

Açı : Başlangıç noktaları aynı olan iki ışının birleşimine açı denir.

Ağırlık merkezi : Bir üçgende üç kenarortay bir noktada kesişir. Kesim noktasına ağırlık merkezi denir. Ağırlık merkezi G ile gösterilir.

Alt Küme : A ve B iki küme olmak üzere A nın her elamanı B nin de elemanı oluyorsa A ya B nin alt kümesi denir. B ye de A nın kapsayan kümesi denir. Her küme kendisinin bir alt kümesidir. Boş küme her kümenin bir alt kümesidir.

Alt küme sayısı : Kümenin eleman sayısını n ile gösterirsek alt küme sayısı = 2n dir. Boş kümenin aşt küme sayısı 1 dir.

Asal sayılar : 1 ve kendisinden başka hiçbir sayma sayısı ile bölünemeyen 1 den büyük tam sayılara asal sayılar denir. {2,3,5,7,11,…} kümesinin elemanları birer asal sayıdır. 2 den başka çift asal sayı yoktur.

Aralarında asal sayılar : 1 den başka pozitif ortak böleni olmayan sayma sayılarına aralarında asal sayılar denir. Örnek : 4 ile 9 aralarında asaldır. 7 ile 11 aralarında asaldır.

Ardışık sayılar : Kendisinden önce ve sonra gelen sayılara bir kural ile bağlı olan sayılara ardışık sayılar denir.

Aritmetik ortalama : Verilen sayı dizisindeki terimlerin toplamının, terim sayısına bölünmesiyle elde edilen değerdir. Örnek : -3, 7, 17, 23 sayılarının aritmetik ortalaması = (-3+7+17+23)/4= 11

Asal Çarpanlara Ayırma : Bir sayının en küçük asal sayıdan başlamak üzere sıra ile bölünüp 1 kalıncaya kadar devam eden bölme işlemine asal çarpanlara ayırma denir.

Ayrık küme : Ortak elemanı olmayan kümelere ayrık kümeler denir.

B

Basamak : Bir sayıda rakamların yazıldığı yerlere denir.

Basamak değeri : Rakamların, sayıda bulunduğu basamağa göre gösterdiği değerlere denir. Örnek : 1048 sayısındaki 4 rakamının basamak değeri 40’tır.

Basit kesir : Payı paydasından mutlak değerce küçük olan kesre basit kesir denir. Örnek : 2/-5, -7/9

Bileşik kesir : Payı paydasından mutlak değerce büyük veya eşit olan kesre bileşik kesir denir. Örnek : -15, 9/-4, -9/5

Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler : a, b  R ve a  0 olmak üzere; ax + b = 0 eşitliğine birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler denir. Bu eşitlikteki x e bilinmeyen a ve b ye de katsayı adı verilir.

Birleşim : A ve B kümelerinin elemanlarından oluşan kümeye A ile B nin birleşim kümesi denir ve A  B ile gösterilir.

Boş küme : Elemanı olmayan kümeye boş küme denir.  vey {} ile gösterilir.

Bütünler açılar : Ölçüleri toplamı 180 olan komşu açılara bütünler açılar denir.

C

Ç

Çap : Merkezden geçen kirişe çap denir. En büyük kiriş çaptır.

Çember : Bir düzlemde, sabit bir noktadan eşit uzaklıktaki noktaların kümesine çember denir.

Çeşitkenar üçgen : Kenarları farklı uzunlukta olan üçgenlerdir.

Çift sayı : n bir tam sayı olmak şartıyla; 2n genel ifadesiyle belirtilen tam sayılardır. Diğer bir ifade ile 2 ile bölündüğünde kalanı 0 olan tam sayılara çift sayı denir. Çift sayılar kümesi : Ç={….,-4,-2,0,2,4,…} şeklinde gösterilir.

Çokgen : Herhangi üçü bir doğru üzerinde bulunmayan noktaların birleştirilmesiyle oluşturulan kapalı şekillere çokgen denir. Çokgenler kenar sayılarına göre adlandırılır. Örnek : 4 kenarlı bir çokgene dörtgen, 6 kenarlı bir çokgene altıgen denir.

Çözümleme : Bir sayı, kendi basamağındaki rakamın basamak değeri ile çarpılıp toplanması ile bulunur. Örnek : a,b,c birer rakam olmak üzere, ab=10a+b {ab iki basamaklı sayı} veya abc=100a+10b+c {abc üç basamaklı bir sayı}

D

Daire : Çember ile, çemberin iç bölgesinin birleşimine daire denir.

Dairenin alanı : Yarıçapın karesinin Pi sayısı ile çarpımına eşittir.

Dairenin çevresi : Pi sayısının (yaklaşık 3,14) iki katının yarıçap ile çarpımına eşittir.

Dar açılı üçgen : Üç açısı da dar açı olan üçgene denir.

Deltoid : Bitişik iki kenarı birbirine eş, diğer bitişik iki kenarı da birbirine eş olan dörtgene denir.

Dik açı : Ölçüsü 90 olan açıdır.

Dikdörtgen : Bir açısı dik açı olan paralelkenara dikdörtgen denir. Karşılıklı kenarlarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı kenarları paraleldir. Alanı uzunluğu ile genişliğinin çarpımına eşittir.

Dik üçgen : Bir açısı dik açı olan üçgene denir.

Dik Yamuk : Yan tabanlarından biri tabana dik olan yamuğa denir.

Doğal Sayılar : N ={0, 1, 2, 3, ….} kümesine doğal sayılar kümesi denir.

Doğru : İki yönde sınırsız olarak uzayan noktalar kümesidir. Yalnız boyu vardır. Eni ve yüksekliği yoktur. Başlangıcı ve bitiş noktası yoktur.

Doğru açı : Ölçüsü 180 olan açıdır. Düz açıda denir.

Doğru orantı : Orantılı iki ifadeden biri artarken diğeri de artıyor, bir azalırken diğeri de azalıyorsa bu iki ifade doğru orantılıdır.

Denk Kümeler : Eleman sayıları aynı olan kümelere denk kümeler denir. A kümesinin B kümesine denkliği A  B biçiminde gösterilir. Eşit kümeler aynı zamanda denk kümelerdir. Denk kümeler, eşit kümeler olmayabilir.

Doğru parçası : Bir doğru üzerindeki A ve B noktaları ile bunların arasında kalan bütün noktaların kümesine doğru parçası denir.

Düzgün çokgen : Bütün kenarları ve açıları eş olan çokgenlere düzgün çokgenler denir.

Düzgün piramit : Tabanı düzgün çokgen ve yüksekliği taban merkezinden geçen piramitlere düzgün piramit denir.

E

Eşit kümeler : Bütün elemanları aynı olan kümelere eşit kümeler denir. A kümesinin B kümesine eşitliği A = B biçiminde gösterilir. Eşit kümeler aynı zamanda denk kümelerdir. Denk kümeler, eşit kümeler olmayabilir.

Eşkenar dörtgen : Kenarlarının uzunlukları eşit olan paralelkenara eşkenar dörtgen denir. Karşılıklı kenraları paraleldir. Dört kenarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı açılarının ölçüleri eşittir. Ardışık iki açının ölçüleri toplamı 180 dir. Köşegenler birbirine diktir. Köşegenler birbirini ortalar.

Eşkenar üçgen : Üç kenarının uzunlukları eşit olan üçgene denir. İç açılarının her birinin ölçüsü 60 dir.

F

Faktöriyel : n  N+ olmak üzere 1 den n ye kadar doğal sayıların çarpımına n faktöriyel denir ve n! İle gösterilir. Örnek : 5!=5.4.3.2.1

G

Geniş açı : Ölçüsü 90 ile 180 arasında olan açılardır.

Geniş açılı üçgen : Bir açısı geniş açı olan üçgene denir.

Grafik : İstatistik çalışmalarında elde edilen bilgiler, ilk bakışta anlaşılabilmesi için, resim, şekil veya çizgilerle gösterilir. Bu şekillere grafik denir.

H

I

Işın : Bir başlangıç noktası olup diğer taraftan sonsuza giden noktaların kümesine ışın denir. Eğer başlangıç noktası kümeye dahil değilse, buna yarı doğru adı verilir.
[AB AB ışını
]AB veya (AB AB yarı doğrusu

İ

İki kümenin farkı : A ve B herhangi iki küme olmak üzere, A nın elemanı olup da B nin elemanı olmayan elemanların kümesine A fark B kümesi denir. Fark kümesi A – B veya AB ile gösterilir.

İkizkenar üçgen : İki kenarının uzunluğu eşit olan üçgenlere denir. Taban açıları eşittir. Tepe noktasından çizilen yükseklik; hem kenarortay, hem açıortaydır.

İkizkenar Yamuk : Paralel olmayan iki kenarı eş olan yamuğa ikizkenar yamuk denir. Karşılıklı açılar toplamı 180 dir.

İrrasyonel Sayılar : Rasyonel olmayan reel sayılara veya virgülden sonrası kesin olarak bilinmeyen sayılara denir. Qı ile gösterilir.

J

K

Kare : Kenarları ve açıları eşit olan dörtgene denir. Bir açısının ölçüsü 90 olan eşkenar dörtgendir. Karşılıklı kenarları paraleldir. Dört kenarının uzunlukları eşittir. Açıları birbirine eşit ve 90 ar derecedir. Alanı iki kenar uzunluğunun çarpınma eşittir.

Kenarortay : Bir üçgenin bir kenarının orta noktasını karşı köşeye birleştiren doğru parçasına kenarortay denir.

Kesen : Çemberi iki noktada kesen doğruya denir.

Kesişim : A ve B kümesinin ortak elemanlarından oluşan kümeye A ile B nin kesişim kümesi denir ve A  B ile gösterilir.

Kiriş : Bir çemberin üzerinde alınan iki noktayı birleştiren doğru parçasına kiriş denir.

Küme : İyi tanımlanmış nesneler topluluğuna küme denir. Kümeyi oluşturan nesnelere kümenin elemanları denir ve  sembolü ile gösterilir. Kümenin elemanı olmayan nesneler  sembolü ile gösterilir. Bir kümenin elemanlarının küme içinde yer değiştirmesi kümeyi değiştirmez. Kümede her eleman bir kez yazılır.

Küp : Tüm yüzleri kare olan dik prizmaya küp denir.

Komşu açılar : Köşeleri ve birer kenarları ortak olan iki açıya komşu açı denir.

L

M

Medyan : Verilen bir sayı dizisinde terimler büyüklük sırasına göre yazıldıktan sonra ortadaki sayıya medyan denir. Dizinin terim sayısı tek ise tam ortasındaki sayı medyandır. Terim sayısı çift ise ortadaki iki terimin aritmetik ortası medyandır. Örnek : 6,8,10,11,12,14,16,17 ,18,20 sayı dizisinin medyanı ortadaki 12 ve 14 sayılarının toplamının 2 ye bölünmesi ile bulunur. Medyan =12+14/2=13

Merkez açı : Köşesi çemberin merkezinde olan açıya çemberin merkez açısı denir.

Mod : Bir dizide en çok tekrar eden sayıya o dizinin modu denir. En çok tekrarlanan sayı birden fazla ise, bu sayıların her biri dizinin modu olur.

Mutlak değer : Bir reel sayının eşlendiği noktanın başlangıç noktasına olan uzaklığına x in mutlak değeri denir. X in mutlak değeri |x| şeklinde gösterilir.

N

Negatif Tam Sayılar : Z = {…, -3, -2, -1} kümesine negatif tam sayılar kümesi denir.

Nokta : Boyutsuzdur. Tanımsızdır. İzdir. Belirtidir.

O

Ondalık kesirler : Paydası 10 un kuvvetleri olan (10, 100, 1000, …) kesirlere ondalık kesirler denir. Örnek : 17,615

Oran : a ve b reel sayılarının en az biri sıfırdan farklı olmak şartıyla a / b ye, a nın b ye oranı denir.

Ö

Özalt küme : Bir kümenin, kendisi dışındaki bütün alt kümelerine, bu kümenin özalt kümeleri denir.

Özalt küme sayısı : Kümenin eleman sayısını n ile gösterirsek, özalt küme sayısı = 2n - 1 dir. Boş kümenin özalt kümesi yoktur.
P

Paralel kenar : Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgene paralelkenar denir. Yamuğun bütün özelliklerini taşır. Karşılıklı kenarlarının uzunlukları eşittir. Karşılıklı açılarının ölçüleri eşittir. Ardışık iki açının ölçüleri toplamı 180 dir. Köşegenler birbirini ortalar. Paralel kenarın alanı bir kenarı ile bu kenara ait yüksekliğin çarpımına eşittir.

Permütasyon : Bir küme elemanlarının belli bir sıraya göre dizilişlerinin her birine “bir permütasyon” denir.

Pisagor bağıntısı : Bir dik üçgende dik kenarlarının kareleri toplamı hipotenüsün karesine eşittir.

Pozitif Doğal Sayılar : Bakınız: Sayma sayıları.

Pozitif Tam Sayılar : Z = {1, 2, 3, ….} kümesine pozitif tam sayılar kümesi denir.

R

Rakam : Sayıları ifade etmeye yarayan sembollere denir.

Rasyonel Sayılar : a, b birer tam sayı ve b≠ 0 olmak üzere; a / b şeklinde yazılabilen sayılara rasyonel sayılar denir. Rasyonel sayılar kümesi Q ile gösterilir.

Reel ( Gerçel) Sayılar : Rasyonel sayılar ile irrasyonel sayılar kümesinin birleşimi olan kümeye denir. Reel sayılar kümesi : R = Q  Qı şeklinde ifade edilebilir.

S

Sapma : Bir dizinin terimlerinin her biri ile aritmetik ortalama arasındaki farka sapma denir. Fark negatif ise negatif sapma, fark pozitif ise pozitif sapma olur.

Sayı : Rakamların bir çokluk belirtecek şekilde bir araya getirilmesiyle oluşturulan ifadelere denir.

Sayı değeri : Sayıda, rakamların bulunduğu basamak düşünülmeden, her rakamın ifade ettiği sayıya o rakamın sayı değeri denir. Örnek : 1048 sayısındaki 4 rakamının sayı değeri 4’tür.

Sayma Sayıları : N+ = {1,2,3,4, …} kümesine sayma sayıları kümesi veya pozitif doğal sayılar kümesi denir.

Ş

T

Tam açı : Ölçüsü 360 olan açıdır.

Tam Sayılar : Z = {…, -3, -2, -1, 0, 1, 2, 3, ….} kümesine tam sayılar kümesi denir.

Tam sayılı kesir : Sıfır hariç bir tam sayı ve basit kesir ile birlikte yazılan kesir sayılarına tam sayılı kesir denir. Örnek : -3. 1/5, 5. 8/15

Teğet : Çemberle bir noktası ortak olan doğrulara teğet denir. Bir çemberde teğet, değme noktasından geçen yarıçapa diktir.

Tek sayı : 2n – 1 genel ifadesiyle belirtilen tam sayılardır. Diğer bir ifade ile 2 ile bölündüğünde kalanı 1 olan tam sayılara tek sayı denir. Tek sayılar kümesi : T = {…,-5,-3,-1,1,3,5,…} şeklinde gösterilir.

Ters açılar : Kesişen iki doğrunun oluşturduğu dört açıdan herhangi ikisine birbirine komşu olmayan açılar (ters açılar) denir. Ters açılar birbirine eşittir. Komşu iki ter açının toplamı 180 dir.

Ters orantı : Orantılı iki ifadeden biri artarken diğeri azalıyor, biri azalırken diğeri artıyorsa bu iki ifade ters orantılıdır.

Tümler açılar : Ölçüleri toplamı 90 olan komşu açılara tümler açılar denir.

U

Ü

Üçgen : A, B, C ; üçü birden doğrusal olmayan üç farklı nokta olmak üzere, [AB], [AC] ve [BC] doğru parçalarının birleşimine ABC üçgeni denir.

Üçgenin alanı : Herhangi bir üçgenin alanı, tabanı olarak alınan bir kenarın uzunluğu ile bu tabana ait yükseklik uzunluğu çarpımının yarısına eşittir.

Üs : a bir reel sayı, n bir pozitif tam sayı olmak üzere; n tane a sayısının çarpımı an dir. an ifadesindeki a ya taban, n ye kuvvet (üs) denir.

V

Vektör : Doğrultuları, yönleri ve boyları aynı olan yönlü doğru parçalarının kümesine, düzlemde bir vektör denir.

Y

Yamuk : Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgene yamuk denir.

 
Ağustos 29th, 2008

Hemen hemen tüm matematik kitaplarında, özellikle matematiği genelde bilime ilgi duyan kişilerin okuması için yazan kitaplarda, p ve onun özelliklerinden söz edilmeden geçilmemiştir. Archimedes’ten sonra p sayısı üzerinde çok çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan ilki, p sayısının irrasyonel bir sayı olduğunun gösterilmesidir. Lindemann (1852-1939), 1882 yılında p sayısının transandant (aşkın) bir sayı olduğunu göstermiştir.

p’yi hesaplamak için kullanılan en ilginç yollardan birini, 18. yy’da Fransız doğa bilimci Buffon, İğne Problemi’nde kullanmıştır. Bir düzlem, araları d birim olan paralel çizgilerle ayrılmıştır. Uzunluğu d’den kısa olan bir iğne, bu çizgili yüzeye düşürülür. Eğer iğne bir çizginin üzerine düşerse, iyi atış olarak kabul edilir. Buffon’un şaşırtıcı buluşu; iyi atışların kötü atışlara oranının p’yi içeren bir açıklamasının olmasıdır. Eğer iğnenin uzunluğu d birimse, iyi atış olasılığı 2/p’ dir. 1901′de Lazzerini 3408 atış yaparak p’nin değerini 3.1415929 olarak hesaplamıştır ki; bu altı ondalık basamağa kadar doğruydu. p’yi hesaplamak için başka bir olasılık yöntemi, 1904′de

R.Charles tarafından bulundu. Buna göre; rasgele yazılan iki sayının göreceli asal olmalarının olasılığı 6/p2 dir. p’nin hesabı için çok değişik yöntemler kullanılmakla birlikte, günümüzde yakınsak sonsuz seriler, çarpımlar ve ardışık yineleme bağıntıları kullanılmaktadır.

Rasgelelik Nedir?

Bir olay, eğer varolan koşullar çerçevesi içinde söz konusu sürecin özünden zorunlu olarak doğmuyorsa, yani başka türlü de gerçekleşmesi olanaklıysa ve oluşmasına hiç gerek yoksa rasgeledir. Her rasgelelik olgusunun kendi nedenleri vardır. Başka bir deyişle rasgelelik nedensellikle koşullanır. Zorunluluk ile rasgelelik arasındaki karşıtlık mutlak değil görecelidir, yani böyle bir karşıtlıktan ancak belirli koşullar çerçevesinde söz edilebilir.

Meydana gelmesi belli koşullar altında zorunlu olan bir olay, başka koşullar altında rasgele olabileceği gibi, bunun tersi de olanaklıdır. Rasgele bir olay, süreç içinde zorunluluklara dönüşebilir. Zorunluluğun daima rasgelelik ile ortaya çıkması açısından rasgelelik, zorunluluğun tamamlayıcısıdır, yani zorunlu bir olay daima rasgele öğelerle tamamlanır. Rasgelelik, nedenleri bilinmeyen zorunluluk değildir; rasgeleliğin nedenlerinin bilinmesi, onun rasgelelik niteliğini değiştirmez. Evrende her olgu ve olay, iç nedenlerinin etkisiyle zorunlu olarak oluşur. Fakat evrendeki her olgu ve olay, aynı zamanda, dış nedenlerden de etkilenir. Dış nedenler, iç nedenler gibi temel ve belirleyici değildir. Doğada ve toplumda var olan her şey, şu ya da bu biçimde birbirine bağlıdır ve her şey birbirini etkileme durumundadır.

Herhangi bir olgu ya da olayın rasgelelik veya zorunluluk olup olmadığını anlamak için, onun bir iç nedenin mi yoksa bir dış nedenin mi ürünü olduğunu saptamak gerekir. Gerekli önlemler alınarak rasgelelik içeren olaylar ortadan kaldırılabilir. Bir piyangoda ikramiye çıkması şans sayılır, ama böylesine bir şansa ulaşmak için piyango bileti almak zorunludur. Bir kişinin trafik kazası yapması rasgeledir, ancak herkesin trafik kurallarına uyduğu, yaya ve taşıt yollarının düzenli ve kullanışlı olduğu, toplu taşım araçlarının kullanıldığı bir toplumda kaza yapma olasılığı azalacaktır. Rasgelelik nesneldir, yani insan düşüncesinden ve iradesinden bağımsızdır. Rasgelelik kimi yerde zorunluluğun işleyişini bir zaman engelleyebilir. Zorunluluk, çeşitli rasgelelikler arasından kendi yolunu açar ve görevini yerine getirir.

Rasgele olay belirli koşullarda ortaya çıkabilen ya da ortaya çıkması mümkün olmayan olaydır. Ancak, felsefi bilimlerde ikili karakter taşımış ve birbirine karşı olmuştur. Bir kısım filozoflar, ortaya çıkan olayları kesin, yasaya uygun kabul ederek rasgeleliği reddetmişler; diğerleri ise bütün olayları rasgeleliğe mal etmişlerdir.

Bilim, her şeyin doğanın yasalarına boyun eğdiğini ve aman bilmez zorunluluk tarafından yönetildiğini göstermektedir. Hiçbir şey gerçeklikte olduğundan başka bir yolla olamaz. Bir olayın kesin yasaya karşıt olarak olabileceği ve olmasına gerek olmayan bir olay rasgele bir olay olarak varsayılınca, bu, nedensiz bir olay yani mucize olur. Oysa mucizeler olmamaktadır, olamazlar da. Bazı filozoflar, doğada hiçbir şeyin rasgele olarak olmadığı ve her şeyin önceden belirlendiği yargısına ulaşmışlardır. Bu düşünceyi benimseyenler, Newton’un determinist klasik mekaniğinin yasalarında doğru yargıya ulaştıklarını düşünmüşler ve mekanikçi belirlenimcilik, uzun yıllar insanlığı egemenliği altına almıştır. Ancak, bilim, tek tek cisimlerin yörüngelerinden daha karmaşık şeylerle yüz yüze geldiğinde, mekanikçi belirlenimciliğin temelini çökertmiştir. Her olayın önüne geçilmez bir biçimde belirlendiğini ve kaçınılmaz olduğunu kabul ederek yazgıcılığa varmış oluruz. Her şeyin değiştirilemez bir biçimde önceden belirlenmiş olduğunu kabul etmek, zorunlu olarak mekanikçi belirlenimciliğin sonucudur.

Gerek doğada, gerek toplumda, hiçbir süreç özdeş biçimde yinelenemez. Yine de mutlak olmayan ama yaklaşık olan bazı bağıntıların yinelenmesi zorunlu olarak gerçekleşir. Zorunluluğun kendini açıklaması tam da böyledir. Tek tek olaylar yasadan belli sınırlar içinde sapabilir, ama hiçbir olay yasa ile çelişmez. Bu olanaksızdır.

Doğada ve toplumda, bilmediğimiz veya hesaba katmadığımız nedenlerle değişen sonuçlar veren olaylarla çoğu zaman karşılaşılır. Gerçekliği ifade eden, matematiksel fonksiyonlar değildir. Gerçekliği ifade eden, büyüklüklerin deneyle belirlendiği dağılım fonksiyonlarıdır. Bilim giderek katı belirlenimcilik anlayışını terk etmekte ve günlük yaşam ölçeğiyle belirlenmiş yasaları değiştirmeden, olguların temelinde yatan daha esnek bir “istatistik belirlenimcilik” anlayışına yaklaşmaktadır.

Tek tek her nesne, daha derin bir düzeyde, bir nesneler yığınına varır ve bu nesnenin bağlı bulunduğu yasa, nesneyi oluşturan pek çok sayıdaki öğelerde olagelen düzensizliklerin toplamıdır. Yasa, bir bireyin karşı karşıya geleceği herhangi bir özel rasgeleliği yükümlenmez. Yüzyıllardan beri doğru olan bir yasanın gelecek sene de doğru olup olmayacağı sorusuna karşı, şundan başka bir yanıt verilemez: “Yasanın gelecek seneye doğru çıkmaması pek az olasıdır.”

Dikkatli bir şekilde baktığımızda, içinde yaşadığımız dünyanın olasılıklı özelliklere sahip olduğunu görebiliriz. Yaşamımızı rasgelelik olgusu olmadan düşünemeyiz. Şimdi, “Rasgelelik nedir?” sorusuna aşağıdaki gibi yanıt verebiliriz.

* Evrenin karşılıklı bağımlılığının ve ilişkililiğinin sonucudur.
* Belirsizliğin sonucudur.
* Madde ve maddenin hareket biçimlerinin sonucudur.

Bu nedenle rasgeleliği, evrenin kendi özelliklerine sahip olması, bir de olayların karşılıklı bağımlılığı ve ilişkililiği ile açıklamak mümkündür.

Model, Rasgelelik, Simülasyon ve Sayısı:

sayısının neden bu başlık altında incelendiği; “Model”, “Rasgelelik” ve “Simülasyon” kavramlarından biraz bahsettikten sonra açıklık kazanacaktır.

Evrende olup bitenleri anlama ve anlatma çabası içinde olan insan; ilgilendiği olay ve süreçlerle ilgili çeşitli modeller kurar ve bu modeller üzerinde çalışarak, gelecekte ne gibi durumlar ortaya çıkabileceğini bilmeye çalışır. Model; gerçek dünyadaki bir sistemin yapı ve işleyişinin, ilgili olduğu bilim sahasının kavram ve kanunlarına bağlı olarak ifade edilmesidir. Model; gerçek dünyadaki bir olgunun bir anlatımıdır, bir temsilidir. Gerçek dünyanın çok karmaşık olması nedeniyle modeller, anlatmak istedikleri olgu ve sistemleri basitleştirerek onları belli varsayımlar altında ele almaktadır. Modeller gerçeğin kendileri değildir ve ne kadar karmaşık görünseler de gerçeğin bir eksik anlatımıdırlar. Kısaca model denilen şey, model kurucunun gerçeği “anlayışının” bir ürünüdür ve her model kurma işlemi bir soyutlama sürecidir.

Modeller değişik biçimlerde sınıflandırılmaktadır. Matematiksel modeller, anlatım gücü en fazla ve en geçerli olan modellerdir. Model kurucunun gerçek dünyadaki olguya bakış açısına bağlı olarak, modellemede farklı durumlar söz konusu olabilir.

Gerçek dünyayı anlama ve anlatmada, yani modellemede, insan aklının en güçlü iki aracı matematik ve istatistiktir. İstatistik; özellikle, rasgelelik içeren olguların modellenmesinde ön plana çıkmaktadır. Bu durumda, “Rasgelelik nedir?” sorusu önem taşımaktadır.

Pagels, “Rasgelelik nedir?” sorusuna cevap vermeye çalışırken, matematiksel ve fiziksel rasgelelik problemleri arasında ayrım yapmanın önemine değinmiştir ve “Matematiksel problem, sayılar veya fonksiyonların rasgele sırasının ne anlama geldiğini tanımlayan bir mantıksal problemdir. Fiziksel rasgelelik problemi, gerçek fiziksel olayların rasgelelik konusundaki matematiksel kriterlere uyup uymadığını belirlemektir. Rasgeleliğin matematiksel bir tanımına sahip olana kadar, doğal olayların bir dizisinin gerçekten rasgele olup olmadığını belirleyemeyiz. Bir kere böyle bir tanımımız olunca, o zaman, gerçek olayların böyle bir tanıma karşılık gelip gelmediğini belirleme konulu ek deneysel bir problemimiz olur. Burada ilk problemle karşılaşırız: Matematikçiler, rasgeleliğin kesin bir tanımını verme ya da onunla bağlantılı bir iş olan olasılığı tanımlama işinde hiçbir zaman başarı sağlayamamıştır…” demiştir.

Yine Pagels; sayısının ondalık açılımındaki sayıların, rasgelelik testlerinden geçebileceğini veya bu sayıların çeşitli olasılık dağılımlarına uyabileceğini belirtmiştir. Dolayısıyla pi’ye, bir de rasgelelik açısından bakılmasında yarar vardır.

Yine ‘yi tahmin etmek için, “ ” özelliği kullanılarak Monte Carlo İntegrasyonu olarak bilinen yöntem kullanılabilir. rasgele değişkenleri aralığında düzgün dağılıma sahip olmak üzere (hesap makinalarındaki RND tuşu, bilgisayarlardaki RND fonksiyonu veya rasgele rakamlar tablosu kullanılarak bu sayılar elde edilebilir)

toplamı ; için bir tahmin verecektir.

Ekonometri, Sayısal Çözümleme, Şifreleme, Bilgisayar Programlama, Deneysel Fizik, İstatistik gibi birçok uygulamalı bilim alanında rasgele sayılar, simülasyon (benzetim) aşamasında kullanılmaktadır. Kısaca simülasyon, model üzerinde deney yapmadır. Rasgelelik içeren olay ve süreçlerin, bilgisayar ortamında deneyinin yapılmasıdır. Bir olay, süreç veya sistemle ilgili bir özelliğin ya da davranışın model üzerinde gözlenmesine simülasyon (simulation) denir. “Simulation”; taklit, benzetim anlamına gelen bir sözcüktür.

Matematiksel modellerde, analitik veya sayısal bir çözüm bulunamadığında simülasyona başvurulduğunu ve optimal bir sonuç yerine, değişik koşullar altında yapılan denemelerle birtakım “gözlem” sonuçlarının elde edildiğini belirtelim. Modeller kurulduktan sonra, bu modellerden sonuç çıkarma yöntemlerinden veya başka bir ifadeyle çözüm yöntemlerinden biri olan simülasyon; analitik veya sayısal çözümler arasında en son başvurulması gereken bir çare olarak düşünülmesine karşılık, bilgisayar ve diğer teknolojik gelişmeler sonucunda çok kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Bununla birlikte, simülasyon ile elde edilen gözlemlerin gerçek dünyadakine göre ucuz, çabuk ve tekrarlanabilir şekilde elde edilmesi ve özellikle rasgelelik içeren modellerde çok değişik koşullar altında gözlem yapma olanağı vermesi, bazı durumlarda simülasyonu birinci sırada tercih edilen bir yöntem haline getirmektedir. Ancak, simülasyon sonucunda gerçek olay, süreç veya sistemle ilgili “model üzerinde yapılan deneyler” ile bazı gözlem değerlerinin elde edildiği unutulmamalıdır.

Simülasyon, eğitimde maliyeti düşük ve kullanışlı bir yöntemdir. Özellikle rasgele değişken içeren modellerdeki simülasyonda rasgeleliğin sağlanması (olasılık dağılımlarından rasgele sayı üretilmesi) ve simülasyon sonucunda elde edilen “gözlem” değerlerine bağlı sonuçların “iyiliği” sorunları, istatistiksel olarak çözülmesi gerekenlerden başlıca ikisidir. Olasılık dağılımlarından rasgele sayı üretilmesinin esası, düzgün dağılımdan sayı üretilmesine bağlıdır. Düzgün dağılıma sahip sayıların üretimi de, kendi başına bir araştırma konusudur. Son yıllarda, simülasyon, özellikle eğitim alanında kullanılan yöntemlerin başında gelmektedir. Simülasyonun temelinde de rasgele sayılar yatmaktadır. Yapılan simülasyon işleminin gerçek dünyadaki olayı iyi bir şekilde taklit edebilmesi istenir; eğer taklit iyi yapılamıyorsa, deney gerçek dünyadaki olayı iyi temsil edemeyecektir. Bu nedenlerle rasgele dizi kavramının uygulama açısından önemi büyüktür. İstatistiksel dağılımlardan örnek almak (model üzerinde deney yapma, bilgisayarda deney yapma, gözlem alma) için aralığında düzgün dağılıma sahip rasgele değişkenlerin çeşitli fonksiyonları kullanılır. Eğer aralığındaki düzgün dağılımdan rasgele sayı üretilemiyorsa doğaldır ki; diğer dağılımlardan da sayı üretmek mümkün olamamaktadır. Bunun için çeşitli üreteçler (fonksiyonel ilişki) kullanılmakta ve çeşitli istatistiksel özellikleri sağlayan üreteçler, rasgele sayı üreteçleri olarak kullanılmaktadır. Bu sayılar belirli kurallara göre üretildiklerinden, “sözde rasgele sayı” olarak bilinmektedir.

Hepimizin yakından bildiği bilgisayar oyunlarının da temeli bu rasgele sayılara bağlıdır. Tavla oyununda zar atışının bilgisayarda yapılabilmesi için, yine rasgele sayı üreteçlerinden yararlanılır. Bilgisayarda oynanan talih oyunlarında da rasgele sayı üreteçleri kullanılır. Bazı kişiler, bu rasgele sayı üreteçlerinin formülünü keşfederek bu oyunlarda hile yapmaktadır. Bununla ilgili son zamanlarda haklarında kanuni yaptırımlar uygulanan kişiler de bulunmaktadır. Kısaca bilgisayarda oyun oynayan ya da oyun programları yazanların, rasgele sayıları kullanmadan herhangi bir şey yapmaları olanaklı değildir.

Eğitimde de simülasyon; hem masrafsız hem de kolay olduğundan, bilgisayar destekli eğitim programları, son yıllarda kullandığımız programların başında gelmektedir. Bu programlar, öğrenenin, konuya ilgisini çekmek için hareketli görüntüler ve grafikler kullanılarak, aktif bir şekilde öğrenme sürecine girmesini sağlar. Bilindiği gibi kişinin konuya ilgi duyması, eğitim açısından çok önemlidir. Öğrenen; konunun temel kavramlarını tanıdıktan sonra, çeşitli modeller üzerinde programın elverdiği ölçüde girdilerini değiştirerek sonuçları bilgisayar ekranında görebilir. Biraz programlama bilgisi olan bir kişi, kendi simülasyonlarını kendisi de kolaylıkla yapabilir.

Özellikle çeşitli araçların kullanımı ile ilgili eğitimde (Uçak, Gemi, Uzay araçları gibi); bu araçların hangi ortamda nasıl kullanılacağını ve kontrol edileceğini öğretmek amacıyla, kullanıcının gerçek durumda karşılaşabileceği farklı ortamlar hazırlanır ve kullanıcı bu durumlara göre davranış biçimleri ortaya koyar. Eğer kullanıcıya belirli, sabit, değişmeyen ortamlar oluşturulursa; belli bir süre sonra kullanıcı bunlara alışacağından, gerçeğin kendisinden uzaklaşmış olur. Bu nedenle kullanıcıya hep farklı durumlarla karşılaşabileceği ortamların, yani gerçek dünyada “rasgele” olarak karşısına çıkabilecek ortamların oluşturulması gerekir ki; bu da ancak rasgele sayıların kullanılmasıyla olur.

Altın oran, Fi (phi) sayısı olarak bilinir. neticede matematiksel bir kavramdır ve değeri de 1,618 dir.

Fibonacci sayıları ve altın oran matematiğin en ilgi çekici konuları arasındadır. Leonardo Fibonacci 13. yüzyılda yaşamış bir İtalyan matematikçisiydi.

FİBONACCİ DİZİSİ:

1,1,2,3,5,8,13,21,34,55,89,144….

Bu diziye baktığımız zaman onun basit bir kurala dayanarak oluşturulduğunu görebiliriz. Bu kuralı sözcüklerle ifade edersek; her sayı kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmuştur.

altın oran

Arı kovanlarında yaşayan dişi arıların sayısının erkek arıların sayısına bolundugunde hep aynı sayı elde edilir. Yani 1.618

Leonardo Da Vinci nin ünlü cıplak erkegini gosteren Vitruvius adamında da aynı oranlar mevcuttur.

Altın Oran’ın Görüldüğü ve Kullanıldığı Yerler

1) Ayçiçeği: Ayçiçeği’nin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayılarının birbrine oranı, altın oranı verir.

2) Papatya Çiçeği: Papatya Çiçeğinde de ayçiçeğinde olduğu gibi bir altın oran mevcuttur.

3) İnsan Kafası: Bildiğiniz gibi her insanın kafasında bir ya da birden fazla saçların çıktığı düğüm noktası denilen bir nokta vardır. İşte bu noktadan çıkan saçlar doğrusal yani dik değil, bir spiral, bir eğri yaparak çıkmaktadır. İşte bu spiralin ya da eğrinin tanjantı yani eğrilik açısı bize altın oranı verecektir.

4) İnsan Vücudu: İnsan Vücudunda Altın Oran’ın nerelerde görüldüğüne bakalım:

a) Kollar: İnsan vücudunun bir parçası olan kolları dirsek iki bölüme ayırır(Büyük(üst) bölüm ve küçük(alt) bölüm olarak). Kolumuzun üst bölümünün alt bölüme oranı altın oranı verceği gibi, kolumuzun tamamının üst bölüme oranı yine altın oranı verir.

Parmaklar: Ellerimizdeki parmaklarla altın oranın ne alakası var diyebilirsiniz. İşte size alaka… Parmaklarınızın üst boğumunun alt boğuma oranı altın oranı vereceği gibi, parmağınızın tamamının üst boğuma oranı yine altın oranı verir.

5) Tavşan: İnsan kafasında olduğu gibi tavşanda da aynı özellik vardır.

6) Mısır Piramitleri: Her bir piramitin tabanının yüksekliğine oranı yine altın oranı veriyor.

7) Leonardo da Vinci: Bilindiği gibi Leonardo da Vinci Rönesans devri ünlü ressamı ve altın oranın mucidi; Şimdi bu ünlü ressamın çizmiş olduğu tabloları inceleyelim.

a) Mona Lisa: Bu tablonun boyunun enine oranı altın oranı verir.

Aziz Jerome: Yine tablonun boyunun enine oranı bize altın oranı verir.

Picasso: Picasso da Leonardo da Vinci gibi ünlü bir ressamdır. Ve resimlerinde bu oranı kullanmıştır.

9) Çam Kozalağı: Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki başka bir sabit noktaya doğru spiraller (eğriler) oluşturarak çıkarlar. İşte bu eğrinin eğrilik açısı altın orandır.

10) Deniz Kabuğu: Denize çoğumuz gitmişizdir. Deniz kabuklarına dikkat edenimiz, belki de kolleksiyon yapanımız vardır. İşte deniz kabuğunun yapısı incelendiğinde bir eğrilik tespit edilmiş ve bu eğriliğin tanjantının altın oran olduğu görülmüştür.

11) Tütün Bitkisi: Tütün Bitkisinin yapraklarının dizilişinde bir eğrilik söz konusudur. Bu eğriliğin tanjantı altın orandır.

12) Eğrelti Otu: Tütün Bitkisindeki aynı özellik Eğrelti Otu’nda da vardır.

13) Elektrik Devresi: Altın Oran sadece Matematik ve kainatta değil, Fizik’te de kullanılıyor. Verilen n tane dirençten maximum verim elde etmek için bir paralel bağlama yapılması gerekir. Bu durumda Eşdeğer Direnç, yani Reş= yani altın oran olur.

14) Salyangoz: Salyangozun Kabuğu bir düzleme aktarılırsa, bu düzlem bir dikdörtgen oluşturur (-ki biz bu dikdörtgene altın dikdörtgen diyoruz.-) İşte bu dikdörtgenin boyunun enine oranı yine altın oranı verir.

15) MİMAR SİNAN: Mimar Sinan’ın da bir çok eserinde bu altın oran görülmektedir. Mesela Süleymaniye ve Selimiye Camileri’nin minarelerinde bu oran görülmektedir.

Michelangelo, Albrecht Dürer, Da Vinci ve digerlerinin sanat eserlerinde, Altın Orana bilincli ve dikkatli bir baglılık sözkonusudur. Beethoven in Beşinci Senfonisinde, Bartok un, Debussy nin ve Shubert in eserlerinde de gozukur. Stradivarius un bile ünlü kemanlarındaki F deliklerinin yerlerini belirlemekte altın oranı kullandıgı bilinmektedir.

Bu bölüm ; Da Vinci Şifresi (dan brown) adlı kitaptan alıntıdır

İNSAN VÜCUDUNDA ALTIN ORAN

İnsan gözünün ALTIN ORAN’a bu kadar yakın olmasının, estetik açıdan sürekli olarak ALTIN ORAN’a uygun şekil ve yapıları tercih etmesinin bir nedenini, yaşadığı çevre olan doğada hemen her an ALTIN ORAN’la karşı karşıya olmasının yanı sıra, kendi vücudunun hemen her noktasında ALTIN ORAN’a sahip olmasında arayabiliriz. Aşağıda oranlarda insanında ne kadar ALTIN ORAN örneği olduğunu göreceksiniz:

Boy/ (bölü)Bacak boyu

Beden boyu/kolaltı beden boyu

Tam kol boyu(Boyun-Parmak ucu)/Dirsek - Boğaz

Parmak ucu - omuz/Parmak ucu - Dirsek

Göbek - Omuz/Göbek - Bel

İNSAN YÜZÜNDE ALTIN ORAN

İdeal ölçülere sahip bir insan yüzünde de sayısız ALTIN ORAN örnekleri görmek mümkündür:

Yüz yüksekliği/( bölü)Yüz genişliği

Tepe - Göz yüksekliği/Saç Dibi - Göz Yüksekliği

Göz - çene arası/Burun - çene arası

Alın genişliği/Burun boynu

Göz - Ağız/Burun boyu

Burun altı - çene/Ağız - Çene

Yüz genişliği/Gözbebekleri arası

Gözbebekleri arası/Ağız genişliği

Ağız genişliği/Burun Genişliği

Görüldüğü gibi ALTIN ORAN doğanın güzellik ölçüsü durumundadır.Bu yazıyı okuduktan sonra elinize cetveli alıp eninizi boyunuzu ölçmeye kalkmayın.ALTIN ORAN’ a uysada uymasa da insanoğlu ve içinde yaşadığı doğa güzeldir.Yeter ki o güzellikleri görelim…

 
Ağustos 29th, 2008

1. TANIM

a R+ -{1} ve x R+ olmak üzere, ay = x eşitliğini ele alırsak.
Bu eşitlikte; a değerini bulmak için kök alma, x değerini bulmak için kuvvet (üs) alma , y değerini bulmak içinde logaritma işlemi yapılır.
a R+-{1}, x R+ ve y R olmak üzere,

ay=x Û y=loga x tir.

Burada; y sayısı , x sayısının a tabanına göre logaritmasıdır.

Örnekler:
1) log2 8 = y Þ 8= 2y Þ y = 3 tür.
2) loga 64 = 3 Þ 64 = a3 Þ a = 4 tür.
3) log3 x = -2 Þ x = 3-2 Þ x = dur.
4) loga a = x Þ a = ax Þ x = 1 dir.
5) loga 1 = n Þ 1 = an Þ n = 0 dır.
6) log5 (-25) v= m Þ -25 = 5m Þ m R dir.

Sonuç olarak:
1) loga a = 1
2) loga 1 = 0
3)y = loga f(x) Þ f(x) > 0

Örnek:
Log5 (log3 (log2 x) ) = 0 olduğuna göre, x değerini bulalım.

Çözüm:
Log5 (log3 (log2 x) ) = 0 Þ log3 (log2 x ) = 50 = 1 Þ log2 x = 31 Þ x = 23 = 8 dir.

Örnek:
Log3 (a3.b.c) = 5 log3 = 1 olduğuna göre, a.b çarpımını bulalım.

Çözüm:
log3(a3.b.c) = 5 Þ a3.b.c = 35
log3 =1 Þ =31
x
a3.b3 = 36
a.b = 32
a.b = 9 dur.

Örnek:
log 3 a = 3 ve log b = 4 olduğuna göre a.b çarpımını bulalım.

Çözüm:
log 3 a = 3 Þ a = 3 Þ a = 2 dir.
log b = 4 Þ b = 4 Þ b = 9 dur.
Buradan, a.b = 18 dir.

2. ÖZEL LOGARİTMALAR

a) Bayağı Logaritma
y = log10 x = log x fonksiyonuna 10 tabanında logaritma veya bayağı logaritma denir.

Örnek:
log10 10 = log10 = 1 dir.

b) Doğal Logaritma
e = 2,71828…. olmak üzere,
y = loge x = ln x fonksiyonuna doğal logaritma denir.

Örnek:
Loge e = ln e = 1 dir.

3. LOGARİTMANIN ÖZELLİKLERİ

x,y R+ ve a R+ - {1} olmak üzere,

1) loga (x.y) = loga x + loga y
2) loga = loga x – loga y
3) log xm = loga x
4) loga x = loga y Þ x = y dir.

Örnek:
1) log 5 + log 2 = log (5.2) = log 10 =1
2) log 300 – log 3 = log = log 100 = log (102) = 2. log 10 =2
3) log25 125 = log 53 = log5 5 =

Örnek:
log (2x-y) = log x + log y olduğuna göre, y nin x türünden eşitini bulalım.

Çözüm:
log (2x-y) = log x + log y Þ log (2x-y) = log (x.y)
Þ 2x – y = x.y
Þ 2x = x.y +y
Þ 2x = y. (x+1)
Þ y = dir.

Örnek:
log (a.b) = 3
log = 1 olduğuna göre, a değerini bulalım.

Çözüm:
log (a.b) = 3 Þ log a + log b = 3
log = 1 Þ log a – log b = 1
+
2 log a = 4
log a = 2
a= 102 = 100 dür.
Örnek:
log2 işleminin sonucunu bulalım.

Çözüm:
log2 = log2 =log2 = log2 2 = tür.

Örnek:
a = olduğuna göre, logb değerini bulalım.

Çözüm:
a = Þ logb = logb = logb = logb b = tür.

Örnek:

log 5 = a, log 3 = b, log 2 = c olduğuna göre, log (22,5) ifadesinin a,b,c türünden eşitini
bulalım.

Çözüm:

log (22,5) = log = log = log 5 + log 32 – log 2 = log 5 + 2log 3 – log 2
= a + 2b – c dir.

Örnek:
Log5 x2 = 6 + log 5 olduğuna göre, x değerini bulalım.

Çözüm:
Log5 x2 = 6 + log 5 Þ 2. log5 x = 6 + log5 x-1
Þ 2. log5 x = 6 – log5 x
Þ 3. log5 x = 6
Þ log5 x = 2
Þ x = 52 = 25 tir.

Örnek:

log 5 = n olduğuna göre, log 4 değerinin n türünden eşitini bulalım.

Çözüm:

log 4 = 2 log 2 = 2 log = 2. ( log10-log5) = 2(1-n) dir.

a R+, a 1 ve x R+ olmak üzere,

a = x tir. dır.

Örnek:
3 = 5, e ln3 = 3 ve 10logA =A dır.

Örnek:
9 = 10 = 10 = 102 = 100 dür.

Taban Değiştirme Kuralı:

ve R+ olmak üzere,
= = = dır.

Not:
ve R+ olmak üzere,
, olur.

Örnek:
log25 = olduğuna göre, log510 ifadesinin türünden eşitini bulalım.

Çözüm:

log510 = = = olur.

4. LOGARİTMA FONKSİYONUNUN GRAFİĞİ

Üstel fonksiyon bire bir ve örten olduğu için ters fonksiyonu vardır ve bu fonksiyona logaritma fonksiyonu denir.

Y = loga x fonksiyonunun grafiği a nın durumuna göre çizilirse,

1. a>1 için y
y = ax

1

x
1

y = x y = loga x

y
2. 0<1 için y = ax
y = x

1

x
1

y = loga x

grafikleri elde edilir.
Not:

y = loga (mx + n)fonksiyonunun grafiği, aşağıdaki işlemler yapılarak çizilir.
1) Logaritmanın tanımından, f(x) in grafiği, mx + n > 0 şartının sağlandığı bölgededir.
2) y = 0 ve y = 1 için sırasıyla x0 ve x1 değerleri bulunur. Grafik, (x0,0) ve (x1,1) noktalarından geçer.

Örnek:
f(x) = log2 (x-1) fonksiyonunun grafiğini çizelim.

Çözüm:
f(x) fonksiyonu, x-1>0 Þ x>1 için tanımlıdır.
y = 0 için, log2 (x-1) = 0 Þ x = 2 ve
y = 1 için, log2 (x-1) = 1 Þ x = 3
olduğundan grafik (2,0) ve (3,1) noktalarından geçer. Taban 1 den büyük olduğundan, verilen fonksiyonun grafiği,

y

1

0
x
1 2 3
y = log2(x-1)

5. LOGARİTMA FONKSİYONUNUN TERSİ
a R+-{1} ve x R+ olmak üzere,
f(x) = loga x Û f -1 (x) = ax tir.

Örnek:

f(x) = log5x Û f –1 (x) = 5x tir.

Örnek:
f(x) = y = 2log5 x Þ x = 2.log5 f –1 (x)
= log5 .f –1(x) Þ = f –1(x)
Þf –1 (x) = tir.

6. LOGARİTMALI EŞİTSİZLİKLER

Bir eşitsizlik içinde bilinmeyenin logaritması varsa bu tür eşitsizliklere logaritmalı eşitsizlikler denir.

1) a>1 olmak üzere,
loga f(x) loga g(x) Û f(x) g(x) (eşitsizliğin yönü değiştirilmez.)
2) 0
<1 olmak üzere,
loga f(x) loga g(x) Û f(x) g(x) (eşitsizliğin yönü değiştirilir.)

Örnek:
log3 (log2(x-1)) > 0 Þ log2 (x-1) > 30 = 1
Þ x-1 > 21
Þ x > 3 tür.

Örnek:
log2(x-3)<4 Þ 0 < x-3 <24
Þ 3<19 dur.

Örnek:
log (3x-1) < 0 Þ log (3x-1) < 0
Þ -log2 (3x-1) < 0
Þ log2 (3x-1) > 0
Þ3x-1 > 1
Þx > tür.

7. BAYAĞI LOGARİTMA

a) Karekteristik ve Mantis

x R+ , k Z ve 0 m<1 olmak üzere, log x = k+m eşitliğinde k tamsayısına x in logaritmasının karekteristiği, m reel sayısına da x in logaritmasının mantisi denir.

Örnek:

log 30 = 1,477 ifadesinde, 30 sayısının logaritmasının karekteristiği1 ve mantisi 0,477 dir.

Örnek:

log2 = 0,301 olduğuna göre, log(800) değerinin karekteristik ve mantisini bulalım.

Çözüm:

log (800) = log (23.102) = 2 + 3 log2
= 2 + 3. (0,301)
= 2 + 0,903
= 2,903 olduğundan,
karekteristik 2 ve mantis 0,903 olur.
Not:
ve
olduğuna dikkat edilmelidir.

Uyarı:

1 den büyük pozitif tamsayıların basamak sayısı, sayının logaritmasının karekteristiğinin bir fazlasıdır.

Örnek:

log 2 = 0,301 olduğuna göre, (40)40 sayısının kaç basamaklı bir sayı olduğunu bulalım.

Çözüm:
Log (40)40 = 40. log(40)
= 40. (log 22.10)
= 40. (1 + 2 log 2)
= 40. (1+ 0,602)
= 64,08 olduğundan, karekteristik 64 ve basamak sayısı 65 tir.

b) Kologaritma:

x R+ olmak üzere, x in çarpmaya göre tersinin logaritmasına x in kologaritması denir ve colog x biçiminde gösterilir.

Colog x = log = log x –1 = - log x tir.

Örnek:

log x = 1,73 olduğuna göre, colog x in karekteristiğini ve mantisini bulalım.

Çözüm:

log x = 1,73 Þ colog x = - log x = -1,73 = -2 + 0,27 = dir.
colog x in karekteristiği –2 ve mantisi 0,27 dir.

Örnek:

log A = olduğuna göre , colog A değerini bulalım.

Çözüm:

log A = Þ colog A = - ( )
= - (-3 + 0,52)
= 3 – 0,52
= 2,48 dir.

 
Ağustos 29th, 2008

Günümüzde Küreselleşmenin büyük bir hızla geliştiğini, gerek ticari
gerekse askeri işbirliklerinin arttığını görmekteyiz. Bunun en büyük ispatı da
Avrupa Birliği’nin kurulması, G-7, EFTA, NAFTA gibi değişik ekonomik birliklerin
kurulmasıdır. Bunların yanında son günlerde sık sık duyduğumuz fakat henüz
ülkemizde göremediğimiz şirket birleşmeleri de bu küreselleşmenin boyutlarını
gözler önüne sermektedir. Ülkemizde de bu tür şirket birleşmelerine Sabancı
Holding ve Koç Holding gibi iki büyük Holdingin de ılımlı yaklaştığı son
günlerde kamuoyunda izlenmektedir. Hatta son günlerde internette arama şirketi olan
Altavista ile bir Türk kuruluşu olan My net’in birleşmesi de ülkemizde bu alanda
gelişmelerin başladığını göstermektedir.


Bütün bu nedenlerden dolayı artık sınırlar kalkıyor, ihracat ithalat
kolaylaşıyor ve bir ülkeye gitmek için bu küreselleşmenin bir sonucu olarak çok
uzun pasaport işlemlerine falan gerek kalmadan kolayca ülkeler arasında dolaşım ve
ticari faaliyetleri yapabilme imkanı sağlanıyor. Bu Küreselleşmenin bir sonucu olarak
Gümrükler kalkıyor ve bir malı istediğin ülkede satma imkanı ortaya çıkıyor.
İşte bütün bunların sonucu olarak Dünyadaki bu gelişmelere ayak uydurabilmek için
bütün ülkelerin ekonomik durumu, ekonomik yapısı, gelir düzeyi, refah düzeyi gibi
vs. bilgiler çok gerekli hale geliyor.


Bu Küreselleşme sürecinde büyük bir ekonomik potansiyele sahip Batı Blokunun
karşısında patlamaya hazır bir bomba diye nitelendirebileceğimiz bir Doğu Bloku var.
Bu gün zaten Batı Ülkelerinin ekonomik gücünü ve durumunu herkes biliyor. Fakat
patlamaya hazır bir bomba konumunda olan Doğu / Arap ülkeleri var. Bunların içinde de
Ekonomik ve Gelişme açısından büyük bir atılımda olan Mısır Arap Cumhuriyeti
var. Tarih kitaplarından da Mısır’ın tarihinin ne kadar çok yer aldığı hepimizce
bilinmektedir.


Ben bu projemde Tarihte önemli bir yer tutan Mısır’ın tarihini, coğrafik ve
demografik yapısına kısaca değindikten sonra, asıl bizim için önemli olan ekonomik
yapısına, bazı sektörlerinin durumuna, sermaye piyasasının yapısına, dış
ticaretine ve de Türkiye ile olan Ticari ilişkilerine değinip bunlar hakkında geniş
bilgiler vererek Mısır Arap Cumhuriyeti’nin bu Küreselleşme sürecinde hangi ekonomik
seviyede olduğu hakkında sizleri bilgilendirmeye çalışacağım.


2. MISIR HAKKINDA GENEL BİLGİLER


Mısır Arap Cumhuriyeti, Afrika kıtasının kuzey doğu köşesinde yer alan,
kuzeyden güneye 1.024 km, doğudan batıya 1.240 km genişliğinde bir ülkedir. Kuzeyi
Akdeniz, doğusu Kızıldeniz ile çevrilidir. Mısır�ın siyasal sınırlarını
güneyde Sudan, batıda Libya, kuzey-doğuda ise İsrail ile olan kısa sınırı
oluşturmaktadır. Mısır�ın siyasal sınırları, bölgede hiçbir doğal sınır
olmadığından, belirlenen iki nokta arasında düz bir çizgi olarak çizilmiştir.


2.1. Coğrafya ve İklim


Mısır, 997.739 km2�lik yüzölçümü ile Orta Doğunun en geniş
toprağa sahip ülkesidir. Ülke, coğrafik olarak beş ana bölgeye ayrılır. Bunlar;
Nil Deltası, Nil Vadisi, Batı Çölü, Doğu Çölü ve Sina Yarımadasıdır.
Topraklarının %96�sı çöllerden oluşan Mısır için Nil Deltası ve Nil Vadisi her
şey demektir. Nil Vadisi ülkenin en önemli tarım merkezidir. Düz bir yapıya sahip
olan batı çölünde yükseklik 300 m�yi geçmemektedir. Bahariye vahasında zengin
demir cevheri bulunmaktadır.


İklimi ise, çok sıcak ve kurak bir yaz, az yağışlı ve ılık bir kış
olarak tanımlanabilir. Ülkenin çok büyük bir kısmı yılda ortalama 80 mm3
veya daha az yağış almaktadır. Bazı bölgelerde 3-4 yıl yağış görülmez. Yaz
ayları boyunca gündüz sıcaklığı, Akdeniz kıyılarında 35-40 0C, iç ve
güney kısımlarda 38-45 0C, çöllerde ise 45-50 0C olmaktadır.
Geceleri özellikle çöllerde ısı hızlı bir şekilde düşmektedir. Yılın en sıcak
dönemi 30-40 0C ile Mayıs ve Eylül ayları arası, en soğuk dönemi ise
5-18 0C ile Kasım ve Mart ayları arasıdır.

2.2.
Nüfus ve Demografik Yapı


Mısır�ın nüfusu 1996 yılı itibariyle 60 milyon civarındadır. Bu nüfusun
yaklaşık %46.7�si kentlerde yaşamaktadır. Ülkenin yıllık nüfus artış oranı
%2.3 civarındadır. Ülkenin en fazla nüfusa sahip olan şehri başkent Kahire olup,
şehrin nüfusu 7 milyon civarındadır. Mısır�ın sahip olduğu çalışma
yaşındaki aktif nüfus 15.3 milyon civarındadır. Ülke nüfusunun %94�ü
Müslümandır. Nüfusun diğer kesimi ise Hıristiyan ve çok az miktarda Yahudi�den
oluşmaktadır.


2.3. Siyasal Yapısı ve Tarihi


Mısır, M.Ö. 3100 yıllarına kadar uzanan tarihi ile, dünyanın bilinen en eski
uygarlıklarına sahne olmuş bir ülkedir.


1517�de Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olan Mısır, 1914 yılında
İngiliz himayesine girmiş, 1922 yılında ise bağımsız bir devlet olmuştur. Ülke
İngiliz himayesinde iken iktidara gelen Sultan Fuad 1922 yılında Mısır�ın
bağımsızlığını ilan etmiştir. Ancak ülkedeki İngiliz askerleri 1946 yılına
kadar varlığını sürdürmüş ve Süveyş Kanalı�nın kontrolünü ellerinde
tutmuşlardır.


Mısır 1948 yılında yeni kurulan İsrail�e yenildikten sonra Mısır�da
karşılıklar giderek artmış ve 1953 yılında Kral II. Fuad�ın tahttan
indirilmesinden sonra Cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu Cumhuriyetin kurulmasından sonra
Mısır�ın siyasi tarihinde önemli bir yere sahip olan ve Mısır�da önemli
gelişmelere imza atan Enver Sedat�ın 1981 yılında bir suikast sonucu
öldürülmesinden sonra, 1982 yılında başkan yardımcısı olan Hüsnü Mübarek
Başkanlığa getirilmiştir. Hüsnü Mübarek Arap ülkeleriyle olan ilişkilerini
büyük ölçüde düzeltmiştir ve Orta Doğu barışının kurulmasında önemli rol
oynamıştır.


Mısır 1990 yılında Irak�ın Kuveyt�i işgali ile ortaya çıkan Körfez
Krizi sırasında da etkin rol oynamıştır. Bu işgalden hemen sonra bütün Arap
Ülkelerini toplamış ve Irak�a derhal Kuveyt�ten çekilmesi için çağrıda bulunan
bir karar yayınlamıştır. Hüsnü Mübarek�in Mısır�ın gelişmesine olan bu
katkılarından dolayı 1993 yılında üçüncü defa altı yıl için devlet başkanı
olarak seçilmiştir.


Mısır Arap Cumhuriyeti�nde halen yürürlükte bulunan Anayasa 1971 tarihinde
halk oylaması ile kabul edilmiştir. Anayasa; yasama, yürütme ve yargı erklerinin
ayrılığı ilkesine dayanan bir Başkanlık sistemini ve çok partili bir demokratik
sistemi öngörmektedir. Mısır Devlet Başkanı, genel halk oylaması ile 6 yıllık bir
süre için seçilir. Yürütme gücü büyük ölçüde Devlet Başkanının elindedir.
Toplam 33 Bakandan oluşur ve idari olarak ülke 26 vilayete bölünmüştür. Yargı
sistemi; Fransız yargı sistemine dayanmakta ve mahkemeler normal mahkemeler ve idari
mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca çıkarılan kanunların Anayasaya
uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi vardır.


3. MISIR�IN EKONOMİK YAPISI

3.1. Genel Ekonomik
Durumu ve Göstergeleri

Yüzölçümü

:

1 002 000 km²

Din

:

İslam ve Hıristiyan

Dil

:

Arapça

Nüfus bilgileri (1997)

:

Toplam nüfus: 59 758 000

Yıllık nüfus artış oranı: %1 94

Çalışan nüfus: 15 825 000

Nüfusun %42 kadarı Kahire ve İskenderiye şehirlerinde toplanmıştır.

Başkent

:

Kahire

Başlıca Şehirleri

:

Kahire, İskenderiye, Port Sait,
El-Mansura, El-Mahalla, Zagazig, Beni Suef, Asyut, Sohag, Qena, Luxor, Esna, Etfu, Aswan

Kişi başına gelir

:

790 ABD Doları

Komşuları

:

Mısır Arap Cumhuriyeti, Afrika
kıtasının kuzey doğusunda yer almaktadır. Deniz sınırları itibariyle kuzeyde
Akdeniz, doğuda Kızıldeniz ile çevrilidir. Kara sınırlarını ise güneyde Sudan,
batıda Libya, kuzey-doğuda İsrail ile olan sınırları teşkil etmektedir.

Ekonomik Göstergeler

1994

1995

1996

1997

1998a

Piyasa Fiyatlarında GSYİH (milyar
EL)

175,0

205,0

228,3

256,3

280.2c

GSYİH Büyüme (%)b

3,8

4,6

5.1

5,9

5.7

Tüketici Fiyatları Enflasyonu
(ort, %)

8,2

15,7

7,2

4,6

3.8

Nüfus (milyon)

57.85

59,23

60.60

62,01

63.30

İhracat fob (milyar $)

4,04

4,67

4,78

5,53

5.37

İthalat fob (milyar $)

10,00

12,27

13,17

14.16

16,19

Cari-hesap dengesi (milyar$)

0,03

-0,25

-0,19

-0,71

-3.40

Toplam dış borç (milyar $)

32.4

33,4

31.4

28.9a

30.1

Döviz kuru (ort; EL: $)

3,39

3,39

3,39

3,39

3,39c

2 Mart 1998 1 ABD doları: 3,395 Mısır
Lirası

Kaynak: igeme web sitesi

a: EIU tahmini. b: 30
Haziran Yıl Sonu. c: Güncel.

1- ANLAŞMA VE
PROTOKOLLER

İMZA
TARİHİ

Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması

18.07.1994

Denizcilik
Anlaşması

14.02.1988

Türk-Mısır
Ortak Komisyonu Kurulmasına Dair Anlaşma

14.12.1988

Hava
Taşımacılığı Anlaşması

12.01.1993

Kara
Ulaştırması Anlaşması

07.11.1994

Çifte
Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması

26.12.1993

Ortak Yüksek
Komisyon Kurulmasına İlişkin Anlaşma

18.07.1994

Ticaret
Anlaşması

04.10.1996

Yatırımların
Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması

04.10.1996

Mahkeme
Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Sözleşme

04.10 1996

KEK VI. Dönem
Protokolu

04.10.1996

2- TİCARİ
İLİŞKİLER

a) Türkiye-Mısır
Dış Ticaret Değerleri (1.000 $)

Yıllar

İhracatımız

İthalatımız

Dış Ticaret Dengesi

Hacmi

1991

169.528

48.408

120.12

216.936

1992

173.572

58.844

114.728

232.416

1993

191.264

105.067

86.197

296.331

1994

194.520

124.210

70.310

318.730

1995

246.114

210.648

35.466

456.762

1995 (*)

152.592

158.470

5.878

311.062

1996 (*)

243.653

210.739

32.914

454.392

(*) Ocak- Eylül Dönemi